MySpace Cursors
Check out the largest collection of MySpace Cursors on the net!

WOW MySpace Cursors

MySpace Cursors
Scrollbars By FreeGlitters.Com



**blogumuza hoşgeldiniz**

4/2/2008 - MOR VE ÖTESİ!!!

Kategori: Mor ve Otesi

MOR VE ÖTESİ!!!

 

 

 

Kerem Kabadayı (davul)│Burak Güven (bas) | Kerem Özyeğen (gitar)│Harun Tekin (vokal / gitar)

 

mor ve ötesi 1995 yılının Ocak ayında Kerem Kabadayı (davul), Harun Tekin (vokal/gitar), Derin Esmer (vokal/gitar) ve Alper Tekin (bas) tarafından kuruldu. Kendi bestelerinden oluşan ilk albümünü aynı yılın Ağustos ayında Stüdyo Spectrum'da kaydeden grup, 1996'nın ocak ayında çalışmaya son halini verdi ve Şehir, 1996 Haziran'ında piyasaya çıktı. Grubun ilk video klibi "Yalnız Şarkı", farklı tarzıyla ilgi çekti.

1997 yılı grup adına önemli gelişmelere sahne oldu. İstanbul dışındaki ilk konserini ODTÜ'de veren mor ve ötesi'nde ilk eleman değişikliği de bu yıl gerçekleşti ve Burak Güven, Alper Tekin'in yerine gruba dahil oldu. Şubat 1998'den itibaren İstanbul’un kült mekanlarından Captain Hook'ta düzenli olarak çalmaya başlayan mor ve ötesi, bir yandan da yeni albümünü hazırlıyordu. Ada Müzik Stüdyosu'nda Volkan Gürkan'la beraber kaydedilen Bırak Zaman Aksın'ın ardından Derin Esmer gruptan ayrılırken, Kerem Özyeğen gruba katıldı. Albüm 1999'un Mart ayında Ada Müzik tarafından yayımlandı.

1999 yılının Ağustos ayına gelindiğinde grup bir Bülent Ortaçgil bestesi olan "Sen Varsın" üzerinde çalışıyordu. O günlerde gelen 17 Ağustos depremi, grubu derinden etkiledi ve bir süre duraklattı.

2000 yılının başlarında mor ve ötesi ülke çapındaki nükleer enerji karşıtı kampanyaya çeşitli konser ve aktivitelerle destek verdi. Temmuz ayında grubun "Sen Varsın" ile katıldığı Şarkılar Bir Oyundur adlı Bülent Ortaçgil'e saygı albümü yayımlandı. mor ve ötesi üçüncü albümünün kayıtlarına girmeden önceki en önemli performansını 9 Aralık'ta İstanbul'da Placebo'nun ön grubu olarak gerçekleştirdi. Aynı ay içinde, üçüncü albüm Gül Kendine'nin kayıtları, yine Volkan Gürkan prodüktörlüğünde Ada Müzik stüdyosunda başladı ve albüm bir sene sonra piyasaya çıktı.

2002'nin Nisan ayında mor ve ötesi İzmir, Denizli, Bursa, Adana, Antalya ve Antakya'yı kapsayan ilk Türkiye turnesine çıktı. 2 Temmuz 2002 akşamı İstanbul'da yapılan H2000 festivalinde mor ve ötesi o döneme kadarki en başarılı konserlerinden birini verdi. Çeşitli basın ve yayın organlarınca görsel-işitsel yapısı büyük övgü alan bu performansa yaklaşık beş bin kişi tanıklık etti.

2003 yılında mor ve ötesi’nin bestelediği, Aylin Aslım, Athena, Bülent Ortaçgil, Feridun Düzağaç, Koray Candemir, Nejat Yavaşoğulları ve Vega ile birlikte seslendirdiği "Savaşa Hiç Gerek Yok" adlı şarkı, savaş karşıtı hareketin marşlarından biri oldu ve 1 Mart 2003 günü Ankara'da yüz bin kişiyle birlikte söylendi.

2003 Mayıs'ında mor ve ötesi Yaz isimli bir single çıkardı. Bu yayımda yer alan Şehrazat bestesi "Yaz Yaz Yaz" şarkısının damgasını vurduğu yaz aylarında grup on yedi kenti kapsayan bir turne gerçekleştirdi. Sonbaharla birlikte dördüncü albüm çalışmalarına hız veren mor ve ötesi, bir yandan da Çağan Irmak'ın Mustafa Hakkında Herşey filminin müziklerini hazırladı.

Ocak 2004'te Dünya Yalan Söylüyor için Tarkan Gözübüyük prodüktörlüğünde stüdyoya girildi ve albüm nisan ayı sonunda yayımlandı. İlk single "Cambaz" radyo ve televizyonlarda büyük ses getirirken, bugüne kadar Türk rock sahnesinde emsali gorülmemiş bir başarının habercisi oluyordu. Fikret Kızılok'un "Sevda Çiçeği" adlı şarkısına grubun getirdiği yorum albümün başarısını perçinlerken, Mustafa Hakkında Herşey filminde de yer alan, albümdeki üçüncü single olan "Bir Derdim Var", Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 'En İyi Film Şarkısı' seçilerek Altın Portakal ödülünü aldı ve hem dinleyiciler hem de müzik otoriteleri tarafından yılın şarkısı olarak değerlendirildi. Çeyrek milyonluk bir satış yakalayan Dünya Yalan Söylüyor, yayımlanışından iki buçuk yıl sonra Blue Jean dergisi tarafından 'Tüm Zamanların En İyi Türkçe Rock Albümü', Billboard dergisi tarafından da 'Son On Yılın En İyi İkinci Türkçe Rock Albümü' seçilecekti. Bu başarıyı, oldukça yoğun ve kapsamlı bir konser ve turne trafiğiyle destekleyen grup, müziğini yurt çapında büyük kitlelerle paylaşma şansı buldu.

Fırtına gibi geçen 2005 yılı sonlarında beşinci albümünün provaları için stüdyoya kapanan grup, şubat-nisan ayları arasında kayıt ve miksleri tamamlayıp, prodüktörlüğünü yine Tarkan Gözübüyük'ün üstlendiği, miksleri Chris Sheldon tarafından Londra'da Assault & Battery stüdyolarında gerçekleştirilen Büyük Düşler'i 9 Mayıs 2006'da çıkardı. Albümün çıktığı gün kapsamlı bir Anadolu turnesine çıkan grup, yaz aylarını yüksek profilli birkaç İstanbul konseri ile nispeten sessiz ve sakin geçirdi. Bu konserler arasında haziran ayında Morrissey ile yapılan One Love Festival ile, Mercan Dede, Şebnem Ferah ve Bauhaus grubunun efsanevi solisti Peter Murphy'nin misafir olarak katıldığı Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'ndaki iki buçuk saatlik performans unutulmayacak konserler olarak öne çıktı. Dünya Yalan Söylüyor'a nazaran daha içe dönük ve kişisel bir albüm olarak nitelendirilen Büyük Düşler'den ilk single ve video "Şirket" oldu. Plak şirketi Pasaj’ın işlevselliğini yitirmesi ile grup, bu albümün tüm haklarını da alarak kendi plak şirketi Rakun’a transfer oldu ve ikinci video "Küçük Sevgilim" yayımlandı. Albüm yıl sonunda RollingStone ve Blue Jean dergileri tarafından sırasıyla ‘Yılın En İyi Albümü’ ve ‘Yılın En İyi Rock Albümü’ seçildi.

 

Grubun ünlü müzik adamı Onno Tunç adına yaratılan bir anma albümünde yer almak üzere yorumladığı "1945" şarkısı CD olarak Kolaj isimli plak şirketince Mayıs 2007’de yayımlandı ve müzik çevrelerinde büyük beğeni kazandı. Aynı ay içinde, İstanbul Ghetto’da ‘mor ve ötesi ile bir gece – akustik’ adıyla verilen özel konser, MTV Türkiye tarafından canlı olarak kaydedildi ve kanalın bu alandaki ilk çalışması olarak yayımlandı. Bu konserden dört şarkının canlı kayıtları, RollingStone dergisinin Şubat 2008 sayısı ile dağıtılacak olan ilk Rakun promosyon CD’sinde şirketin diğer sanatçılarının eserleriyle birlikte yer alacak. Ağustos ayını altı ayaklı bir Ege, Kasım ayını da dokuz ayaklı, çok başarılı ve yüksek katılımlı bir Almanya turnesi ile geçiren grup seneyi TRT tarafından önerilen Eurovision 2008 temsilciliği ile noktaladı. Şu sıralar stüdyoda yarışma için aday şarkıları kaydetmekte olan mor ve ötesi, bu şarkıların da dahil olacağı bir albümü yılın ilerleyen zamanlarında çıkarmayı planlıyor. Powerturk televizyonu tarafından düzenlenen 2007 Müzik Ödülleri için ‘Yılın En İyi Grubu’ adayı da olan mor ve ötesi, 2008 yılını hızlı ve hareketli bir yıl olarak geçirmeye hazırlanıyor.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/2/2008 - SEKSENDÖRT BİYOGRAFİ

Kategori: Seksendort

SEKSENDÖRT BİYOGRAFİ

GRUP SEKSENDÖRT ANKARALI 4 GENÇTEN KURULU;

• ARİF ERDEM OCAK

1980 yılında Giresun'da doğdu. Müzik hayatına gitarı olmadığı için ablasının udunu çalarak başladı. 1992 yılından itibaren iki yıl boyunca yoğun bir klasik gitar eğitimi aldı. Hemen akabinde elektro gitara geçiş yaparak lise yıllarında Ankaralı birçok grupta gitarist olarak yer aldı. 1999 yılında Serter ile beraber SEKSENDÖRT' ün temellerini attılar. Kuruluşundan beri grupta elektro gitar çalıp geri vokal yapmaktadır.Halen Anadolu Üni. Kamu Yön. 2. sınıf öğrencisi olan Erdem yakın tarihte müzikoloji ya da caz gitar eğitimi almak istemektedir. Çok geniş bir yelpazede müzik dinleyen Erdem, grubun melodik alt yapısının oluşmasında büyük bir rol oynamaktadır. Grubun diğer elemanları gibi sıkı bir Pearl Jam haranı olmakla beraber elektronik müzik ve fusion a da büyük ilgi duymaktadır.

Tecrübe:
1992-1993 Klasik gitar eğitimi (Avni Bacınoğlu)
1992- Elektro gitar çalıyor.
1999- 84 ile çalmaktadır.

Kişisel;
1999 yılından beri grupta elektro gitar çalmakta ve geri vokal yapmaktadır.

• TUNA VELİBAŞOĞLU

Tuna 1981 yılında Ankara’da doğdu. Müzik eğitimine 11 yaşında org dersleri alarak başladı. 1995 yılında gitar çalmaya başlayarak Ankaralı amatör gruplarda solistlik yaptı. Serter ile çocukluk arkadaşı olan Tuna, 1999 yılında yine onun teklifiyle SEKSENDÖRT e katıldı.İki yıl işletme eğitimi aldıktan sonra, halen okumakta olduğu Ank. Üni. Dev. Kons. Opera / Koro bölümüne girdi. Burada Operanın önde gelen isimlerinden (Hülya Kazan, Selva Erdener, Tuncer Tercan, Arda Aktar, Ferda Türkoğlu) şan eğitimi aldı.2002 yılında kayıt ve düzenleme teknikleri eğitimi alarak, müzik yapım aşamalarıyla ilgili çalışmalarına başladı.2004 yılında Ankara’da albümlerinin de kayıt edildiği Studio Ç.S.M nin başına geçti ve burada bir çok Ankaralı grup ve sanatçının prodüksiyonların da yer aldı.Yaptığı işin gereği olarak çok fazla tarzda müzik dinleyen Tuna, tam bir Türk Sanat Müziği fanatiği. Bu yüzden albümdeki sözleri yazarken çok fazla zorlanmadığını söylüyor. Bunların yanı sıra gruptaki en ağır Pearl Jam hayranı.

Tecrübe;

1990 yılında klavye çalarak müziğe başlamıştır.
3 sene süresince Devlet Operasının önde gelen hocalarından
Hülya KAZAN, Tuncer TERCAN, Selva ERDENEZ, Ferda TÜRKOĞLU- şan dersi almıştır.
1992 - Elektro gitar çalmakta
1999 - 84 ile çalmaktadır.

Kişisel;
1981 doğumlu olup kuruluşundan beri grupta vokal yapmakta olup gitar çalmaktadır.

• OKAN ÖZEN

1984 yılında Merzifon’da doğdu. Müzik hayatına abisinin teşvikiyle 11 yaşında gitar çalarak başladı. Lise yıllarında çeşitli gruplarda gitaristlik ve davulculuk yapan Okan, 2002 yılında sınıf arkadaşı olan Tuna'nın teklifiyle SEKSENDÖRT’e dahil oldu ve grup son halini aldı. Aynı zamanda bu tarih iyi bir gitarist olan Okan'ın bas gitar kariyerine başladığı tarihtir. Halen Eğitimini sürdürmekte olduğu Ank. Üni. Dev. Kons. Opera / Koro bölümünde şan eğitiminin yanı sıra piyano alanında da gelişim kaydetti. Tuna ile beraber müzik yapım teknolojilerine merak salarak albüm kayıtlarında büyük rol oynadı. Eskiden virtiözite ağırlıklı müziklere ilgi duyan Okan, SEKSENDÖRT'e girişi ve düzenleme çalışmalarına başlamasıyla beraber Türkçe müziğe de ayrı bir ilgi duymaya ve dinlemeye başladı. Az konuşmasıyla dikkat çeken Okan hakkında, grup arkadaşları; "az konuşur çok iş yapar" yorumunda bulunuyorlar ve grubun en iyi gitaristi olduğunu da ekliyorlar.

Tecrübe:
1994 yılında gitar çalarak müziğe başlamıştır.
2001-2002 arası Mersin Operası
Şan dersi Hocası Murat Göksu'dan Şan dersleri
2002-2004 arası Ankara Operası
Şan dersi Hocası Şenol Talınlı'dan Şan dersleri

Kişisel;
1984 doğumlu olup, grupta bas gitar çalıp geri vokal yapmaktadır

• SERTER KARADENİZ

1982 Ankara doğumlu olan Serter, 1993 senesinde bağlama çalarak müziğe başladı. Daha sonraları bağlamayı bırakarak, elektro gitar çalmaya karar verdi. 1998 yılında kısa soluklu gitaristlik yaptıktan sonra Erdem ile beraber başka bir projede yer aldı ve davul çalmaya başladı. Bu proje aslında SEKSENDÖRT ün temellerini oluşturdu ve Serter, Tuna' yı da gruba davet ederek, grubun kurucularından oldu.İlköğretim ve lise eğitimini Ankara’da ki devlet okullarında tamamladıktan sonra, 1999 senesinde Ankara Üniversite Ziraat Fakültesi Hayvansal Üretim Lisans programını kazandı. 6 senelik eğitiminden sonra 2005 senesinde ziraat mühendisi ( zooteknist ) olan Serter, yüksek lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi M.İ.A.M. da yapmak istiyor.İyi olan her şeyi dinlemeye çalışan Serter de diğer grup elemanları gibi Pearl Jam fanatiği. Bunun dışında İngiliz soundlarını ve trip-hop ağırlıklı müzikleri dinlemekten çok zevk almakta.


Tecrübe:
1994 yılında gitar çalarak müziğe başlamıştır.
1998 yılında Ankaranın ünlü bateri hocalarından dersler alarak bateri çalmaya başlamıştır.

Kişisel;
1982 doğumlu olup kuruluşundan beri grupta bateri çalmaktadır.

"Seksendört" Ankaralı 4 gençten kurulu.

Grupta Tuna solist ve gitar, Okan bas gitar, Erdem gitar, Serter ise davul çalıyor.

Grubun yaklaşık 10 yıllık bir geçmişi var. En son Okan’ın da katılımı ile son halini 4 yıl önce aldı.

Grubun yaş ortalaması 23.

"Seksendört" kurulduğu günden bu yana özellikle üniversitelerde 500'e yakın konser vererek Cem Karaca, Moğollar gibi türk rock müziğinin kilometre taşları ile aynı sahneyi paylaştılar. Grup, sahnedeki ilk yıllarında İngilizce cover ve bestelerini çaldı. Sonrasında ise türkçe coverlar ve sanat müziğindeki önemli şarkıları yorumladı. Grup ilk kurulduğu yıllarda adı " Sex and dirt " dü.. daha sonra türkçe müziğe geçtikleri için kelime oyunu yaparak adLarını seksendört olarak değiştirdi.

2001 yılında “Değiştir Kendini” isimli ilk Türkçe bestelerini yaptılar.

2003 yılında “Ölürüm Hasretinle” yi bestelediler.

Yaklaşık 1 yıldır ilk albümlerinin hazırlıkları için Ankara'da çalışan grubun çıkış parçası olan " Ölürüm Hasretinle" ilk demo kayıtlardan sonra internet ortamında yayılmaya başladı.

Özellikle şarkının sözleri nedeniyle insanlar grup hakkında bir çok hikaye üretmeye ve bu hikayeleri açtıkları forumlar yoluyla internette yayınlamaya başladı.

Çeşitli internet sitelerindeki forumlardaki yorumların sayısı şu anda yaklaşık 3000 adet.

Ulusal ve yerel birçok radyo, internetteki bu haberleşme ve gelen istekler nedeniyle yayın politikalarını değiştirerek demo halindeki "Ölürüm Hasretinle" yi yayınlamaya başladılar. 2005 Aralık’ın ilk haftası Pasaj Müzik tarafından radyolara dağıtılan albüm versiyonu ile şarkının stüdyo kaydı radyo dinleyicileriyle buluştu.

“Seksendört”ün kendisiyle aynı taşıyan ilk albümlerinde yer alan 10 şarkının söz ve besteleri kendilerine ait.

Pasaj Müzik ile yolları kesişen “seksendört”ün ilk albümü 07 Aralık 2005 Çarşamba günü müzik marketlerdeki yerini aldı.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/2/2008 - İnternet Tozu Yutmuş Grup Seksendört

Kategori: Seksendort

İnternet Tozu Yutmuş Grup Seksendört

 

Haklarında söylenenlerin kimine gülüyor, kimine sinir oluyorlar. En çok grubun ismine takılan kulplara gıcık kapıyorlar. Birbirleri içinse bak neler diyorlar diyorlar!

Öncelikle öğrenmek istediğim, o duygu adamının kim olduğu! "Ölürüm Hasretinle"nin sözleri kime ait?
Tuna: Bana... Ama biz genellikle her şeyi beraber ortaya çıkarıyoruz; "Ben yaptım, sen yaptın" yok yani. Parçanın son hali her zaman stüdyoda meydana geliyor. Bir de bizim şöyle bir şansımız var, herkes birbirinin enstrümanlarını çalabiliyor. Bu yüzden birbirimizi anlamamız çok kolay oluyor.

Herkeste yetenek var yani. Konservatuar mı okudunuz siz?

Erdem: Ben Açık Öğretim Kamu'dayım. Okan ile Tuna konservatuar mezunu. Serter ziraat mühendisliğinden mezun.

Seksendört! Grubun ismi nerden geliyor?
Tuna: Baştan söyleyelim, seksen dörtlü filan değiliz, alakası da yok. Grup kurulduğu zaman sekiz-on tane isim seçeneğimiz vardı. Hepsi spekülatif isimlerdi, birçok anlam içeriyorlardı. İçlerinden bunu seçtik. Seksendört de birçok anlam içeriyor. Herkes düşünsün ve bulmaya çalışsın işte.
"Sex and Dirt" diye duydum ben valla.
Erdem: İsimler markalaşıyor bir süre sonra. Ne olduğuyla ilgilenmemek gerekiyor. "Kurban" deyince, aklınıza koyun-kuzu gelmiyor ya da Duman dinlerken, yangın-alev düşünmüyorsunuz.
Haklısınız, ama insan merak ediyor işte. Nasıl bir araya geldiniz, o zaman bunu anlatın!

Serter: Tuna ile biz çok eskiden arkadaşız aslında. 16-17 yaşlarında punk müzik yapıyorduk, asi gençlik işte! Sonra ben 99 yılında Erdem'le tanıştım, farklı bir grup kurduk ki, bu grup da 84'ün temelini oluşturuyordu. Erdem ve ben amatörce çalışırken Tuna da bize katıldı, üç kişi olduk. Sonra bir arkadaşımız daha katıldı, ama o dört sene önce yurtdışına gidince yerine Okan arkadaşımız geldi. Böylece 4.5 sene önce bu kadroyu oluşturduk.
Uzun zamandır bir arada sayılırsınız. Neden daha önce albüm çıkarmadınız?
Tuna: En baştan beri kendi bestelerimizi yapmaya çalışıyoruz. Zamanla bu yaptığımız Türkçe besteleri, kaydetmeye başladık. 2001 yılında bize teklif geldi. Hatta şu anda insanların Sezen Aksu cover'ı olarak bildikleri "Masum Değiliz" o zamanlar tasarlanmış ve kaydedilmiş bir parçaydı. Ama o albüm projesi sonuçlanamadı.

Manga, Deja-vu, Çilekeş... Siz de şu ünlü Ankaralı gruplardansınız. Siz de diğer gruplar gibi barlarda çalarak mı bu işe soyundunuz?
Okan: Hayır, biz hiçbir zaman bar grubu olmadık. Farklı şehirlerde beş yüze yakın konser verdik, konser grubu olarak yolumuza devam ettik. Doğu'da konserler vermeye devam edeceğiz.

Çıkışınız herkesten farklı oldu. "Ölürüm Hasretinle" parçanız internette kulaktan kulağa yayıldı. Daha albüm çıkmadan aylar önce herkes Seksendört'ten bahsedip sizi merak eder oldu. Bu olayın aslı nedir arkadaşlar? Ben nasıl bilebilirim bunun bir çeşit reklam olmadığını:)
Tuna: Bize bu konuda tıpkı sizin gibi kötü davrananlar var aslında:) "Şarkınızı yaydınız, ünlü oldunuz" diyorlar. Ama böyle bir durum yok. Reklam gibi bir derdimiz olsaydı, baştan yapardık bu işi, bu kadar yıl beklemezdik.

Bir rock grubusunuz, ama bana "Ölürüm Hasretinle"de çok fazla arabesk ezgiler var gibi geldi.
Tuna: Rock'ı aslında istediğiniz sıfatlara sokabiliyorsunuz. Biz bu tarzda söylüyoruz. Rock müzikte insanlar sertlik görmeye alışmış, ama rock tamamen böyle bir müzik değil. Bu arada, arabesk de kötü bir şey değil ki!

Bi' de birbirinizi anlatın da tam olsun!
Serter: Tuna, her konuda sözlerine güvenebileceğiniz biri, grubun psikoloğu. En sevdiğim özelliği de iyi ve uyumlu olması. En sevmediğim özelliği, kendi hazır olunca bizi hazır etmeye çalışıyor olması.

Tuna: Serter, aramızdaki dengeyi sağlıyor. Hiç yalan söyleyemez. Biz pembe yalanlar söyleyerek kendimizi rahatlatabiliyoruz, ama o hiç yapmıyor. Fotoğraflarda hep güzel çıkmasına da uyuz oluruz ayrıca.

Erdem: Okan, kendimi kötü hissettiğim zamanlarda bakıp rahatladığım bembeyaz bir sayfa. Kötü yanı, bazen belki de bizi sevdiği için, kötü yönlerimizi söylemiyor olması. Yani o kadar iyi biri.

Okan: Erdem, dünyadaki kalbi en büyük adamlardan biri. Dışarıdan gören, tanımayan biri onu ukala, artist zannedebilir, ama alakası yok. Canımızı, malımızı, her şeyimizi teslim edebileceğimiz bir adamdır. Sevmediğim yönü de çok süslü olması

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/2/2008 - MOR VE ÖTESİ

Kategori: Mor ve Otesi

 

   Almanya’da turnede olan "Mor ve Ötesi" ile uzun bir aradan sonra röportaj yaptık. Berlin konseri öncesi konuştuğumuz grup üyeleri, haklarında çıkan eleştirilere yanıt verdi ve "Hatalarımız insani şeyler" dedi.

10 yıldır müzik piyasasındasınız. İlk çıktığınız dönemlerde "Baba parasıyla iş yapıyorlar" diyenler vardı, daha sonra "Baba parasıyla fabrika mı kursalardı" diyenler oldu...

Eskiden baba parası denilince Koç veya Sabancı ailesinin çocukları ve onlar gibiler akla gelirken, 1980 sonrası Türkiye’de en çok para kazananlar eğlence endüstrisinde bulunanlarmış gibi algılanmaya başlandı. Bu hedef şaşırtmadan en az mağdur olanlar ise rock grupları... Ona bakarsanız insanlar Cem Yılmaz’ın otomobilleriyle uğraşana kadar Türkiye’nin en zengin 20 ailesinin çocuklarının hayatlarına baksınlar. Kaldı ki Cem kazandığı para için emek harcıyor.

Yani sizinki daha çok aile desteğiyle müziğe girişmek oluyor.

"Mor ve Ötesi"nin ilk albüm yaptığı döneme bakarsanız, hepimiz 16-17 yaşında insanlardık ve bu yaştaki insanlar ailelerinin yanlarında oturuyor, lisede okuyor ve harçlıkla geçimlerini sağlıyorlar. "Baba parasıyla iş yaptı" demek çok da doğru değil ama ailelerimiz doğal olarak bize destek oldu en başında. Ama o başlangıcın üzerinden 10 yıl geçti.

İlk albümlerinizde İngilizce sözlü şarkılarınız vardı. Yine İngilizce şarkılar yapmayı düşünüyor musunuz?

İşin iyi tarafı 10-12 yıl önce Türkiye’de rock müzik yapılır mı tartışmaları varken biz İngilizce rock müzik yaptık. Şimdi İngilizce ya da başka dillerde şarkı yapılabilmeli gibi tartışmalar yaşanıyor. Bunun dışında, 10 yıl önce dinlediğimiz müzik İngilizce’ydi ve doğal olarak İngilizce sözler yazmaya çalışıyorduk. Ama yabancı dilde tam bir anlam dünyası kurmak çok gerçekçi değil.

Eurovision şarkı yarışmasında da İngilizce söylensin, söylenmesin tartışmaları var. Siz ne düşünüyorsunuz?

Eurovision amatör şarkı yazarlarının yarıştığı bir platform ya da yarı amatör diyebiliriz. Bunu bir şampiyonlar ligi ya da F1 gibi görmeye çalışan zihniyet biraz hata yapıyor.

Fanta Turnesi’ne çıkıp Rock’n Coke’a çıkmak istememeniz, Converse All Star’da yer almanız, hatta yaptırdığınız tişörtler bile eleştiri konusu oldu. Neden sizi sevenler politik duruşunuzu samimi bulmuyor?

Bizden tutarlılık bekleniyorsa, bizim çok kirli bir sayfamız yok. Biz hatalar yapan bir grubuz ama bu bizim insaniliğimiz. Çok diva gibi görünen sanatçılarımıza ya da hiçbir konuda konuşmamayı erdem olarak gören başka rock gruplarına sorarsanız, hiçbir konuda konuşmayıp, hiçbir konuda Falım çikletlerinden öte bir cevap ortaya koyamayan insanlara sorarsanız, onların çok daha tutarlı olduğunu görürsünüz. Öyle bir tutarlılığı da Mor ve Ötesi’nin tutarlılığına yeğlerseniz, Türkiye’de başka bir yolda da gidebilirsiniz. Sponsor firmanın gelip "Kardeşim sen bizim konserlerimize çıktın, paralarımızı yedin. Sonra çıkıp arkamızdan böyle konuşuyorsun" dediği hiç olmadı. Şirketlerin hiçbir derdi yokken bu konularda konuşanlar, o şirketlerin avukatlığını yapıyorlar farkına varmadan. Biz sponsorlu turnelere de çıkıyoruz, MTV’de kliplerimizle yer alıyoruz, bu bizi değiştirmiyor. İnsanlar neyi kime karşı savunduklarını karıştırıyorlar. Bilinçli bir davranış olmadığı için de bu söylenenleri ciddiye almıyoruz.

Adınıza yapılan tişörtler de sorun oldu...

New Model Army grubu hayatını bu tür ürün satışlarından kazanıyor. Tişört satmasa daha mı ahlaklı bir grup olacak ya da daha mı çok sevilecekler?

- "Makina"ya çıkıp "Baskın Oran’ı destekliyoruz" tişörtleri giydiniz. Müzikle siyaseti karıştırmak ne kadar doğru?

Bize göre çok doğru ki yaptık.

Yani dinleyici kaybetmeniz o kadar da önemli değil...

Biz onu açıklarken üsluba çok dikkat ettik. Özellikle web sitemizde yaptığımız açıklamada "Bizim yıllardır savunduğumuz özgürlük, adalet gibi değerleri paylaşan dinleyicilerimizi Baskın Oran’ı desteklemeye çağırdık" dedik. "Makina" programına çıkıp bunu açıklamak da demokrasi çerçevesinde yapılmış bir hareketti.

"Mor ve Ötesi", "Duman"ın alternatifi olarak görülüyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Kuşak olarak düşünülürse, "Kesmeşeker", "Pentagram" ve "Bulutsuzluk Özlemi"nden sonraki 3’üncü kuşak rock müzisyenleri arasındayız. "Duman", "Athena" ve "Kargo" ile bu anlamda kuşak kardeşliğimiz var. Müzikal olarak farklı müzikler yapıyor olsak da gelişme dönemimizde dinlediğimiz müzikler aynıdır muhtemelen.

Son 10 yıla baktığımızda, Türkiye’de müzikal anlamda yaşanan gelişmeleri, değişimleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Pop müzik hálá açık ara önde gibi, ayrıca internetle birlikte korsan piyasası diye bir piyasa oluştu...

Burada hemen bir şeyi belirtmek isteriz; biz internetten bedava indirilen müziği korsan olarak görmüyoruz. Aksine internetin korsanı bitirdiğini düşünüyorum, çünkü sokaklarda CD satan insanlar azaldı. Sonuçta fikir eseri dediğiniz şeyin piyasa dolaşımına girmesi baştan sorunlu bir şey. Biz hayatlarımızı bu şekilde sağlıyoruz ama derdimiz plastik bir kap içerisinde CD’yi para karşılığı insanlara zorla satmak değil... Müzik dinlemek isteyen insanın herhangi bir bedel ödemeden de müziği dinliyor olması gayet değerli bir şey. Bu yüzden internetten müzik dinlemek, müzisyene o kadar da zarar vermiyor.

İyi de kaliteli müzik sunabilmek için kullandığınız ekipmandan harcadığınız mesaiye kadar her şeyin bir bedeli var...

Var ama önemli olan dinleyicilerinizin olması. Müziğin illa alınıp satılan bir şey olması gerekmiyor. "Zardan Adam" diye bir grup var mesela... Bu insanlar parayla albüm satmıyor. Kendileri ayrı ayrı işlerde çalışıyorlar, isteyenlere CD hazırlayıp yolluyorlar ya da internetten gönderiyorlar şarkılarını. Plak şirketleri, toptancılar ve reklam işin içine girince zaten müzisyene düşen pay yine çok az oluyor.

"15-20 yıl sonra suyumuz kalmayacak" deniliyor. Böyle bir dünyaya çocuk getirmeyi düşünüyor musunuz?

Hazır yapılmışı var, onlara sahip çıksak da çıkmasak da 15 yıl sonra susuz kalacağız. Ama o çocuklar şu anda evsizler ve yurtlarda duvarlara vuruluyorlar, tecavüze uğruyorlar, şiddete maruz kalıyorlar. Onları evlat edinip sahip çıkmak gibi bir yol varken, sadece genlere takılıp kaşı gözü bana benzesin, anneannesi babaannesi sevsin diye çocuk doğurmak susuzluk meselesine ek ayrı bir sorun...

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/2/2008 - EUROVİSİON 2008 MOR VE ÖTESİ!!!!!

Kategori: Mor ve Otesi

 

Mor ve Ötesi grubu TRT genel müdür yardımcısıyla birlikte basın toplantısı düzenledi... Bu yıl Eurovision'da SİSTEM FARKLI

 

Finalde yarışması kesin olan Sırbistan, İngiltere, Fransa, Almanya ve İspanya dışındaki tüm ülkeler bu yıl yarı finallere katılacak. Yarı finallerde yarışacak ülkeler de iki grupta toplanacak.

2008 Eurovision Şarkı Yarışması'nın formatında EBU tarafından bir değişiklik yapılmazken, bu yılki yarışmaya katılımın kesin sayı belli olmamakla beraber Helsinki'deki 42 ülke rekorunun üzerinde olacağı öngörülüyor.

Finalde yarışması kesin olan Sırbistan, İngiltere, Fransa, Almanya ve İspanya dışındaki tüm ülkeler bu yıl yarı finallere katılacak. Yarı finallerde yarışacak ülkeler de iki grupta toplanacak.

İlki 20 Mayıs, ikincisi 22 Mayıs 2008'de gerçekleşecek yarı finallerde her ülke kendisinin içinde bulunduğu yarı finali yayınlamak ve tele oylamaya katılmak zorunda olacak.

Yarı final gruplarında yer alacak ülkelerin hangilerinin olduğu ise Ocak 2008'te Belgrad'da çekilecek kurada belli olacak.

Yarışmanın 24 Mayıs 2008 tarihinde yapılacak finalinde, yarı finallerden gelen 20 şarkı ile 4 büyük ülke ve ev sahibi ülke olmak üzere 25 ülke yarışacak.

53. Eurovision Şarkı Yarışması'nda Türkiye'yi ''Mor ve Ötesi'' grubu temsil edecek.

TRT Genel Müdür Yardımcısı Ali Güney, Çırağan Sarayı'nda düzenlenen basın toplantısında, TRT'nin de kurucu üyesi olduğu Avrupa Yayın Birliği (EBU) tarafından düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması'na, kurumun 1975 yılından bu yana Türkiye adına katıldığını hatırlattı.

Eurovision Şarkı Yarışması'nın son yıllarda yeniden ivme kazandığını, dünyada tekrar önemli hale geldiğini belirten Güney, 2003 yılında Sertab Erener ile Türkiye'nin kazandığı birinciliğin ve 2004 yılında İstanbul'da gerçekleştirilen yarışmanın, organizasyonun ve yayın başarısının Türkiye'ye önemli kazanımlar sağladığını vurguladı.

TRT'nin, Türkiye'yi temsil edecek şarkı ve şarkıcı seçimini EBU tarafından belirlenen kurallar çerçevesinde gerçekleştirdiğini anlatan Güney, şunları söyledi:

''Şarkı ve şarkıcının ya da topluluğun tespiti hususunda bu yıl da yöntem olarak doğrudan bir sanatçı/topluluğa siparişe gidilmesi benimsenmiştir. Bu bağlamda yapılan çalışmalar sonucunda ülkemizin önde gelen topluluklarından Mor ve Ötesi ile 20 veya 22 Mayıs 2008 tarihlerinde yapılacak yarı finaller ile 24 Mayıs 2008 tarihinde Belgrad'da yapılacak olan 53. Eurovision Şarkı Yarışması'nda ülkemizi temsil etmek üzere anlaşmaya varılmıştır. Mor ve Ötesi, her zamanki gibi 3 eserini alternatifli olarak kuruma sunacaktır. Kurumumuz bu yıl dil konusunda belirleyici olmamıştır, grup bu konuda serbesttir.''

-MOR VE ÖTESİ-

Mor ve Ötesi grubunun solisti Harun Tekin de yarışmaya katılma kararı verirken çok da zorlanmadıklarını belirterek, şöyle devam etti:

''Güzel bir hikaye olacağına inanıyoruz. Bizim hikayemizin içinde güzel bir yeri olacağına inanıyoruz. Bu deneyimin 100 milyonun üzerinde insanın canlı olarak izlediği bir etkinlikte Türkiye'nin sesi olmanın, bizim de temsil ettiğimiz değerler açısından özel bir önemi olduğuna inanıyoruz. Bizim eğilimimiz şarkının Türkçe olması yönündedir. Bunu da belirteyim.''

Toplantıda, basın mensuplarının sorularına yanıtlayan Tekin, bir gazetecinin, ''Yabancı dilde başarısız olunacağını düşündüğünüz için mi Türkçe okuyacaksınız?'' sorusu üzerine, bunun dile hakimiyetle alakalı olduğu kadar biraz da teknik bir mesele olduğunu ifade etti. Tekin, ''Şarkı yazarlığı her zaman, her dilde aynı yetkinlikte uygulanamayabilir. Ama biz Türkçe üzerindeki hakimiyetimize inanıyoruz'' yanıtını verdi.

-''ŞARKI BİZİM İŞİMİZ''-

Bir başka gazetecinin, ''Yarışmadan iki türlü dönüş var. Alkış ve bayraklarla ya da hüzünlü olarak. Her ikisine de hazır mısınız?'' diye sorması üzerine Tekin, ''Üçüncü ve daha da coşkulu bir yol olabilir belki ama oradaki sonuçtan daha önemli şeyler de var bizim için. Yani doğru şeyi yaptığımıza, doğru şarkıyı yaptığımıza, onu doğru şekilde seslendirdiğimize, orada yarattığımız saygınlığın ve etkinin doğru olacağına inandıktan sonra bizim için geri kalan şeyler daha ikincil oluyor aslında'' dedi.

Bu yılki yarışmadaki farklılıklardan en önemlisinin kendileri olabileceğini düşündüklerini vurgulayan Tekin, bir gazetecinin, şu anda Türkiye'de gündemin terör olduğunu hatırlatarak, şarkılarda teröre vurgu yapıp yapmayacakları sorusuna, ''Şarkının içeriğiyle ilgili bugün için herhangi bir açıklama yapmak zorunda hissetmiyoruz kendimizi...'' yanıtını verdi.

Şarkıda Türk müziğinden motiflerin olup olmayacağına yönelik bir soru üzerine Tekin, esasında şarkının her şey demek olmadığını, şarkıyı tanıtırken yapacaklarının önemine dikkat çekerek, ''Şarkı bizim işimiz. En iyi şekilde yapacağız zaten. Ama onun dışında en iyi şekilde yapacağımız başka şeyler de olacak. Ona emin olabilirsiniz'' diye konuştu.

-TARKAN SORUSU-

TRT Genel Müdür Yardımcısı Güney de ''Neden Mor ve Ötesi grubu seçildi. 'Tarkan'a da teklif götürüldü ama o kabul etmedi' diye söylentiler var. Bu konuda bir şey söylemek ister misiniz?'' sorusunun yöneltilmesi üzerine, TRT'nin her yıl geniş çalışmalar yaptığını belirterek, ''Bu çalışmalar çerçevesinde bir çok sanatçı ve grupla görüşmeler yapıyoruz. Çoğu zaman görüşmediğimiz, zikretmediğimiz, bir araya gelmediğimiz halde dahi bazı isimler gündeme gelebiliyor. Çalışmalar sonucunda Mor ve Ötesi grubuyla bir anlaşmaya vardık'' dedi.

Aynı gazetecinin ''Tarkan ile görüştünüz mü?'' sorusu üzerine Güney, ''Bir çok görüşmeler her zaman yapılıyor. Ama burada şu anda grubumuz Mor ve Ötesi...'' diye konuştu.

Basın toplantısının sonunda grup üyeleri Ali Güney ile birlikte basına poz verdi

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->


BIZ..

meraba biz bu blogu iki arkadaş kurduk adlarımız eren ve gökçe 12 yaşındayız bu bizim birlikte yaptığımız ilk blog beğeneceğinizi umuyoruz... ***SeVgİlEr***ErEn***GöKçE***


Get your own Chat Box! Go Large!
Fare İmleçleri ve link efekt kodları